Cüneyt GÖKÇER

Devlet Sanatçısı,

Tiyatro birlikte yaratılan, her gece yeniden bir araya gelerek var edilen bir sanat olayıdır. Ne Yazarı, ne rejisörü, ne oyuncusu, ne de seyircileri tek baslarına onu var edemezler. İster bir çatı altında, ya da çatısız bir amfide, hatta bir parkta, bir bahçede o hep birlikte yaratılır. İşte bu birleşme ve paylaşma başka hiçbir sanatta yoktur. Tiyatro çağlar boyunca insanlara ayni anda nefes tutturan, ayni anda soluk verdiren, ayni anda güldüren, ağlatan, ayni anda düşündüren bir güçle, mucizeyle var olmuştur. O saat gelince, ayni heyecanı paylaşmak için yüzlerce insan sözleşmişçesine tiyatroda buluşmak için evlerinden çıkarlar. Sahnenin gerisinde onları bekleyen, nefeslerini tutmuş ışıkçılar, dekorcular, oyuncular vardır. Salon ışıklar alınır. Açılan yalnızca bir perde değildir. O yenidünyanın duvarı, sihirli bir aynanın buğusu, ya da yeni bir ufkun sisidir. İşte bu anda her şey birlikte var olmuştur. Bu var oluştan mutlu bir doyum doğar. Sanatçı seyircisine duygu, heyecan, düşünce verir. Seyirci bunları algıladığını sanatçısına hissettirir. İşte Köprü kurulmuştur. Simdi nabızlar tek bir kalbe bağlanmıştır. Nefes ayni nefestir. İyiyle kötünün, doğruyla yanlışın, güzelle çirkin, sevgiyle nefretin, cömertlikle cimriliğin, askla kinin, özveriyle bencilliğin, dostlukla düşmanlığın ve daha sayamayacak kadar çok düşünce ve duygunun anlatıldığı tiyatro, hayatin bir provası değil midir? Burada gerçek hayatla kaynasan tiyatronun gerçeği ortaya çıkar. İşte bunun için bize ayna olan, bize yeni bir dünya, yeni bir ufuk açan, bizi, insana yakışan yüce duygu ve düşüncelerde birleştiren tiyatro, toplumsal bir mucizedir. İşte bunun için birleşmeye en çok muhtaç olduğumuz bu dönemde tiyatronun işlevi daha da büyük bir anlam kazanır.

Cüneyt GÖKÇER Devlet Sanatçısı 27 MART 1982